SEOmium » Sosyal Medya

Marka Bağımlılığının Yeni Çağı

Emrah Ömüriş 22 Eylül 2009 1.774 kez okundu Yorum Yok
Başarı sadece sayılardan ibaret değildir.

Başarı sadece sayılardan ibaret değildir.

Marka bağımlılığı, sosyal medyanın da gelişimi ile yeni bir boyut kazandı. Bu hem müşteriler, hem marka yöneticileri hem de firmalar için dev bir kapının aralanmasına yol açtı. Sosyal medyanın sahip olduğu kendine özgü avantajlar ve onun yarattığı iletişim olanakları sayesinde artık örneğin Kemal Doğulu‘nun yer aldığı bir reklamı izleyebiliyor, ardından MySpace‘e giderek Kemal Doğulu’nun “fan”ı olabiliyor ve ardından Twitter‘a giderek @KemalDogulu ile kişisel olarak iletişim kurabiliyorum.

Bu Çok Önemli

Bunun firmalar için ne kadar önemli olduğunu görebiliyor musunuz? Bu o kadar büyüleyici ki bunu her düşündüğümde heyecanlanıyorum. Yukarıda bahsettiklerimin tamamını 5 dakika içerisinde gerçekleştirebiliyorum. Aynı zamanda, bir marka ile kişisel olarak iletişim kurmuş oluyorum. Geçmişte tek yapabildiğimiz ilgili markaların reklamlarını, web sitesini ve ürünlerini görebilmekti, hepsi bu. Tamamen tek taraflı bir işlemdi. Marka sahiplerini gerçek dünyada görebilmemin tek yolu onlarla yüzyüze iletişim kurabilmekti. Şimdi ise, gerçek zamanlı olarak, Kemal Doğulu için kendimi “marka yöneticisi” olarak ilan edebilirim. Onun müziğini ne kadar çok sevdiğimi Tweetleyebilirim örneğin. Ayrıca onun ne kadar başarılı bir müzisyen olduğundan da bahsedebilirim eğer istersem. Bu gerçekten markalar için çok ama çok önemlidir. Yeni nesil gerçekten markalara en bağımlı nesil olacak, buna hiç şüphe yok. Firmadaki insanların gerçek hayatları hakkında öğrenebilecekler, onların öğle yemeğinde ne yediklerini görebilecekler ve otomatikleştirilmiş e-mail yanıtlarından ziyade daha dostça ve sıcak cevaplar alabilecekler.

Dünya’nın Her Yerindeki Marka Yöneticilerine Bir Cevap

O zaman, sevgili Marka Yöneticisi… Benim markana olan bağlılığımı arttırmak için daha çok çalışacak mısın, yoksa sosyal medyaya daha çok gönül vermiş bir firmanın beni çalmasına izin mi vereceksin? Geçtiğimiz günlerde satın almayı düşündüğüm bir laptop çantası ile ilgili tweetledim ve tweet’e @marka adını da ekledim. Bugüne kadar hakkında Tweetlemem ve inceleme yapabilmem için bazı ücretsiz ürünler almıştım. Ancak bu laptop çantası için herhangi bir istekte bulunulmamıştı bana. Tweetledikten sonra ise kendilerinden ne bir “ilginiz için teşekkürler” mesajı, ne de bir e-mail aldım. Neden? Sosyal Medya çok hızlı gelişir. Markanızı yaymaya çalışan bu “marka gönüllüsüne” bir cevap göndermek sizin sadece 5 saniyenizi alır. Burada önemli olan şey bunu sizin gerçekten yapmak isteyip istemediğinizdir. Sonuçta ben, ürününüzü satın almaya aday olan ve bunun için sadece ufak bir desteğe ihtiyacı olan potansiyel bir müşteriyim.

Ürünü satın almak istediğimi zaten biliyordum. Onunla ilgili araştırma yaptım, videolar izledim ve ürünün özellikleri hakkında pek çok yazı okudum. Tek istediğim şey firmanızdan gelecek basit bir mesaj ve bu mesajın beni rahatlatarak markanıza, kurumunuza ve dolaylı olarak ürününüze olan güvenimi tazelemesi ve bunun sonucunda da ürünü satın alırken içimde herhangi bir şüphe olmaması. Eğer bunu yapmış olsaydınız markanıza olan bağlılığım 10 kat daha artardı ve bana bu muhteşem bireysel müşteri deneyimini yaşatmış olurdunuz. Eğer bunu yapmış olsaydınız muhtemelen bunun hakkında tweetler, bloglar ve arkadaşlarıma bahsederdim. Aynı şey sizin rakipleriniz için de geçerli. Eğer sizin tweetlerinizi takip ediyorlarsa (ki etmeliler), sizin işinizi ve marka bağlılığınızı çalabilirler. Tüm bunlar sizin o muhteşem ürününüz hakkında gönderdiğim sade tweet’e tek bir cevap bile göndermediğiniz için.

Daha genç nesiller her istediğine bir an önce sahip olmaya alışmışlardır. Bir arkadaşımın fikrini mi istiyorum? Bir mail gönderirim, bir mesaj atarım ve birkaç dakika içerisinde görüşünü alırım. Tweetlerim, Facebook durum mesajımı güncellerim, blog yazarım, yorum yazarım vs. Sonuçta istediğim bilgiyi en kısa sürede alırım. Bilgi artık 7 gün 24 saat parmaklarımızın ucunda. 1974 Dünya Kupası‘nı kimin kazandığını bilmek mi istiyorsunuz? Problem değil. Google’da arama yapın ve kimin kazandığını, son karşılaşma sonucunu, golleri kimin attığını ve hatta sarı ve kırmızı kartların ne zaman verildiğini görebilirsiniz. Anında erişim standart hale geldikçe, kurumlar da daha bireysel olmak zorunda kalacaklardır. Comcast & Zappos bu alanda sürekli örnek gösterilir zira yaptıkları şey işe yarıyor. United Breaks Guitars gibi olumsuz vakalar, markanızın (hani o geliştirmek için üzerinde milyonlarca lira harcadığınız markanızın) sadece ama sadece 2 dakika içerisinde parçalanmasını / yıkılmasını / yok olmasının mümkün olduğunu gösterir.

Peki Tüm Bunlar Bu Yazıyı Okuyan Marka Yöneticileri İçin Ne Anlama Geliyor?

Özümseyin, kullanın ve dijital olarak başarılı olun. Beklentilerin üzerine çıkın. Mevcut durumu yenin. Paçalarınızı sıvayın ve harekete geçin. Gary Vaynerchuk‘ın büyük markaların gelecekte nasıl büyüyeceğine dair mükemmel bir videosu var. Dinleyin ve harekete geçin.

Kaynak: Fuel Your Brand

Etiketler: , , , ,

Twitter Digg Delicious StumbleUpon Technorati Facebook Twitter Newsvine Reddit Yahoo! MyWeb

Yorum yazın!

Yorumunuzu aşağıya girin, ya da siteniz üzerinden trackback gönderin. Ayrıca RSS üzerinden yorumlara abone olabilirsiniz.

Yorumlarınız moderatörlerimizce incelenecektir. Konu dışına çıkmazsanız seviniriz.